Bakan Şimşek: Kamuda tasarrufta bir başarı var
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Kamuda tasarrufta bir başarı var. İzleme, denetleme ve yaptırımla iyi sonuçlar alıyoruz. 484 milyar lira tasarruf yapıldı, bu da 6 bakanlığın bütçesinde denk.” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde “2027-2029 dönemini kapsayan “Orta Vadeli Program” tanıtımında konuştu.
Bakan Şimşek’in açıklamaları şu şekilde:
Hazine ve Maliye Bakanlığı, yaptırım boyutu hariç, izleme, denetleme ve raporlama boyutlarında çok güçlü bir fonksiyon icra ediyor ve sonuç alıyoruz. Tasarruf Genelgesi kapsamındaki harcamalara bakarsanız, sizler biliyorsunuz ama vatandaşlarımıza hatırlatmak açısından tekrarlayayım. Burada taşıtlar var, kamu taşıtları; kamu binaları, haberleşme giderleri, seyahat giderleri, enerji, su, kırtasiye, demirbaşlar… Yani üç aşağı beş yukarı kamunun cari tüketiminin önemli boyutları burada var. Savunma tabii ki hariç.
Şimdi burada öncelikle şunu söyleyeyim, rakamlar ortaya konuldu. Tasarruf Genelgesi’nden önceki 10 yılda az önce zikrettiğim bu kalemlerin bütçe içindeki payı yüzde 4,6’ydı. Bugün bu kalemlerin bütçe içindeki payı 2025 sonu itibarıyla yüzde 2,9. Muhtemelen 2026’da çok fazla değişmeyecek.
Burada cari fiyatlarla baktığınız zaman bu tasarruf neye tekabül ediyor? 484 milyar liraya tekabül ediyor. Bu da aslında 6 bakanlığın bütçesinden daha büyük bir tasarrufa tekabül ediyor. Onun için bunu önemsiyoruz.
“Kamuda taşıt kullanımında çok güçlü bir tasarruf var”
Vatandaşlarımızın sahada bize en çok ilettiği hususlardan bir tanesi kamuda taşıt kullanımı. Bir rakam vereyim, sizinle paylaşayım daha doğrusu. 2025 yılında sözleşmesi sona eren kiralık araçlarda, yenilenen sözleşmelerde yeniden kiralanan taşıtları yüzde 21 düşürdük. Yani 2025 yılında diyelim ki 100 taşıtın kiralama sözleşmesi bitti. Yenilerken bunu 79 olarak yenilemişiz. Basitleştirmek için söylüyorum. Dolayısıyla burada çok güçlü bir tasarruf var.
Doğru, yatırımlar boyutuyla bakarsanız sadece ve sadece biz hizmet binası yapımlarını gözden geçirdik. Onları sınırladık. Bu doğru ama zaruri haller dışında, yani deprem gibi birtakım kaygılar veya tespitler nedeniyle yenilenen binaları bir kenara bırakırsak, doğru, biz hizmet binaları konusunda, onlar da yatırıma giriyor, yenilenmesinde biraz temkinliyiz.
Özellikle enerji ve su kullanımında ciddi tedbirler aldık. Bir taraftan yenilenebilir enerji, bir taraftan da LED dönüşümünü hızlandırdık. Dolayısıyla bir tasarruf var.
Kayıt dışılıkla mücadele
Bu önemli bir başlıktı. İkinci, bana yöneltilen önemli başlık kayıt dışılıkla mücadele hususuydu. Değerli arkadaşlar, biz kayıt dışılıkla mücadele ederken samimi bir şekilde gönüllü uyumu önceliklendiriyoruz.
Yani burada kayıt dışı kesimlerin veya vergiye uyumda sorun yaşayan kesimlerin cezalandırılması gibi bir yaklaşımımız, bir stratejimiz hiçbir zaman olmadı.
Tespitlerimizde biz genelde mükellefe, “Lütfen git, düzelt. Bak, bizim tespitlerimiz bu.” diyoruz. Hatta Vergi Denetim Kurulu şimdi yeni birtakım ilkeler ortaya koydu. Biz önceden büyük veri analitiğini kullanarak, yapay zeka tabii ki devrede, tespitlerimizi mükelleflerimizle veya mükelleflerimizin temsilcileriyle paylaşıyoruz. “Bakın, bizim tespitlerimiz bu. Biz denetlemeden önce siz düzeltmek isterseniz…” Bu önemli bir husus.
Peki denetim nerede yoğunlaşıyor? Sahada tabii algı farklı ama büyük şirketlerin, her 100 büyük şirketin 31’ini denetliyoruz. Yani büyük şirketlerde denetim oranı, 2026 yılı için konuşuyorum, yüzde 31,3. Mesela 2024 yılında bu yüzde 11 civarıydı. Dolayısıyla büyük şirketlerde denetimi, denetim oranını üçe katlamışız.
Orta ölçekli şirketlerde artırmışız; yüzde 3,6’dan yüzde 7,3’e. Ama toplumda şöyle bir algı var, yani küçüklerle uğraşılıyor diye. Öyle bir şey yok. Küçük ölçekli şirketlerde denetim oranı 2024 yılında yüzde 2,1 iken bu sene yüzde 1,1’e geriledi.
Dolayısıyla gönüllü uyum esas, rehberlik esas. Ama burada tabii ki büyüklere bir yoğunlaşma var. Mesela gelir vergisi beyannamesi ciddi bir şekilde arttı. Yani 3,8 milyon beyannameden 5,5 milyon gibi rekor bir düzeye ulaştık. Yine bakın, bu vergi gelirlerine yansıdı. 2022 yılında mesela vergi gelirlerinin milli gelire oranı yüzde 15,4’tü. 2023’te milli gelire oran olarak yüzde 16,6’ya çıktı. 2026’da ise yüzde 17’nin üzerine çıktı. 2027’de bizim tahminimiz yüzde 18 civarı. Tam rakam yüzde 17,9.
Bu arada şunun da altını çizmek istiyorum. Sorulmadı ama bu fırsat elime geçmişken ifade edeyim. Dolaylı vergiler biliyorsunuz genelde adil vergiler olarak görülmez. Vergide adaleti sağlamak için çok ciddi tedbir aldık gerçekten. Ve bu tedbirler sayesinde dolaylı vergilerin toplam vergiler içerisindeki payını da azalttık.
Bakın, 2023 yılında dolaylı vergilerin toplam vergiler içerisindeki payı yüzde 65,5’e kadar çıkmıştı. 2026 için tahminimiz yüzde 60’ın belki bir tık altına kadar inebilir. Yani yüzde 59 küsur, yüzde 60 civarı. Bu ciddi bir ilerleme.
“Enflasyonun kontrolden çıkmaması önemli”
Üçüncü başlık, “Bu program neyi başardı?” başlığı. Gerçekten Cumhurbaşkanı Yardımcımız bence çok kapsamlı bir çerçevede değerlendirdiler ama müsaade ederseniz orada bir iki hususu eklemek istiyorum. Değerli arkadaşlar, tabii programların performansları küresel ve içerideki konjonktürle ilişkilidir. Yani oradan bağımsız göremezsiniz.
Hakikaten son birkaç yılda gerek bölgemizde gerekse küresel ekonomide çoklu şoklar yaşandı. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi neredeyse bir kriz fırtınası yaşandı. Zor bir coğrafyadayız, belirsizliklerin yüksek olduğu bir dönemdeyiz. İkinci Çin şokunun yaşandığı dönemdeyiz. Hakikaten zor bir konjonktür. Bunları bahane olarak sunmuyorum size.
Çok uzun yıllardır bakanlık yapan arkadaşınız olarak şunu söyleyeyim; önceki dönemlere göre daha zorlu bir süreçle karşı karşıya kaldık. Küresel ticaretten, jeopolitik gerginliklerden fiili çatışmalara kadar… Bu programın bence en önemli getirisi, Orta Vadeli Programların en önemli getirisi, öngörülebilirliktir. Bu çok önemlidir. Öngörülebilirlikte bir artış var.
Evet, hedefler şöyle böyle tartışılabilir ama bu programlar öngörülebilirliği artırıyor, artırdı. Kural bazlı yaklaşım esas oldu. Proaktiflik esas. Esas bu dönemde tamponları inşa ettik. Burada detaylı bir şekilde sunumda ifade edildi. Yani rezervlerin yeniden inşasından koşullu yükümlülüklerin azaltılmasına, bütçe disiplininin yeniden tesis edilmesine kadar ekonomide, bu zor coğrafyada, bu zor dönemde hakikaten şoklara karşı dayanıklılıkta ciddi bir artış var. Bu, rakamlara da yansıyor.
Burada bence en önemli hususlardan bir tanesi, programın bu dayanıklılığı artırma noktasında arkasında çok güçlü bir siyasi irade olması. Sayın Cumhurbaşkanımızın programı sahiplenmesi bu konuda çok değerli. Enflasyon, bütün bu konjonktürde bırakın düşmeyi, kontrolden çıkabilirdi; çıkmadı. 2023’te ciddi, önemli şoklarla karşı karşıya kaldık. Enflasyonun kontrolden çıkmaması önemliydi.