Doğu Avrupa’daki sıcak çatışmalar küresel güvenlik mimarisini kökten sarsarken, Batılı devletler askeri doktrinlerini yeniden şekillendiriyor. Ukrayna sahasındaki gelişmelerin ötesine bakan Avrupa hükümetleri, Doğu Bloku’ndan gelebilecek doğrudan tehditlere karşı savunma kapasitelerini en üst seviyeye çıkarmayı hedefliyor.
Soğuk Savaş sonrası dönemde silahsızlanma ve askeri harcamaları kısıtlama politikası izleyen Avrupa ülkeleri, bu stratejiden tamamen vazgeçti. Almanya’dan İskandinav ülkelerine kadar pek çok devlet, mühimmat stoklarını yenilemek, hava savunma sistemlerini güçlendirmek ve konvansiyonel ordu kapasitelerini artırmak için milyarlarca euroluk fonlar ayırıyor.
NATO’nun doğu kanadını oluşturan Baltık ülkeleri ve Polonya, sınır güvenliklerini en üst düzeye çıkardı. Bölgeye sevk edilen müttefik birliklerinin sayısı artırılırken, olası bir kara harekatına karşı fiziksel engeller ve yeni savunma hatları inşa ediliyor.
Askeri yığınakların yanı sıra sivil savunma sistemleri de gözden geçiriliyor. Avrupa’daki birçok hükümet; olası altyapı saldırıları, siber krizler ve enerji kesintilerine karşı halkı bilinçlendirme kampanyaları yürütüyor. Uzmanlar, kıtanın uzun vadeli ve yüksek yoğunluklu bir çatışma riskini artık marjinal bir olasılık olarak görmediğini vurguluyor.
Savunma sanayinde tarihi üretim hamlesi
Sınır hatlarında askeri tahkimat artıyor
Toplumsal ve sivil savunma hazırlıkları