
Zeynep Alkan, “Adalet istiyorum. Benim kızımı nasıl öldürdüyse ona da aynısının yapılmasını istiyorum” dedi.
Alkan, 5 Ekim 2026’da Gökçe için düzenlenen yürüyüşte de “Bütün Gökçelere, bütün kızlara adalet istiyorum. Benim yaşadığımı hiçbir anne yaşamasın” sözleriyle çağrıda bulunmuştu.

ABLASI, HASTANEDE OLDUĞU İDDİASINI ARAŞTIRMIŞ
Özlem Akbay, kardeşini sessiz, sakin, kimseye zararı olmayan ve sürekli gülümseyen bir genç kız olarak anlattı. Olaydan kısa süre önce Gökçe’nin çağrısıyla yanına gittiğini belirten Akbay, “Beraber oturduk, eğlendik. Gayet iyiydi, keyfi yerindeydi, hiçbir şey yoktu” dedi.
Akbay’ın anlatımına göre Gökçe, erkek arkadaşının iki gündür kendisine ulaşmadığını ve hastanede olduğunu söylediğini aktardı. Bu anlatıma inanmadığını belirten Akbay, kardeşine, “Gökçe dedim, insan sürekli kaza mı yapar? O çocuk sana yalan atıyor. Kanıtlayacağım sana dedim” sözleriyle karşılık verdiğini söyledi.
Mustafa B.’nin gerçekten hastanede olup olmadığını öğrenmek için hastaneleri aradığını ancak bilgi alamadığını belirten Akbay, olay günü şüphelinin Gökçe’yi yeniden aradığını anlattı.
Mustafa B.’nin kaza yaptığını ve otomobilini göstermek istediğini söylediğini aktaran Akbay, kardeşini gitmemesi için uyardığını ifade etti:
“Gökçe dedim, gitme, boş ver, ne gerek var? ‘Yüzleşmek istiyorum, göreyim bakalım’ dedi.”
Akbay, yaşananların planlı bir cinayet olduğunu düşündüğünü söyledi.

TELEFONUN SAHİLE ATILDIĞINI SONRADAN ÖĞRENDİĞİNİ SÖYLEDİ
Kardeşine Mustafa B.’nin uyuşturucu kullanıp kullanmadığını da sorduğunu belirten Akbay, Gökçe’nin “Hayır, içmiyor. Benim yanımda sigara bile içmiyor” yanıtını verdiğini aktardı. Daha sonra çevreden farklı söylentiler duyduğunu söyledi.
Akbay, Gökçe’nin başka bir telefonu olduğunu ve bu telefonun sahile atıldığını, kardeşinin ölümünden sonra arkadaşlarından öğrendiğini ifade etti.
Olayın ardından hastanede şüpheliyle karşılaştığını anlatan Akbay, başlangıçta yaşananları kaza olarak düşündüğünü belirtti. “Çocuğa sordum, ‘Kardeşime ne oldu, ne olur söyle’ diye. Çocuk hiçbir şey söylemedi” diyen Akbay, “Gökçe’nin hakkını aramak istiyorum. Adalet istiyorum” ifadelerini kullandı.
DAYISI: “HAYATININ EN GÜZEL ANINDA KATLEDİLDİ”
Gökçe’nin dayısı Şenol Yavuz, yeğeninin ölümüyle büyük acı yaşadıklarını belirterek şöyle konuştu:
“Melek gibi bir kızdı. 18 yaşına kadar el bebek gül bebek besledik. Güzel bir şekilde hayatını yaşamaya çalıştı. Hayatının en güzel anında katledildi.”
Olaydan birkaç gün önce Gökçe ile görüştüğünü, ancak erkek arkadaşı hakkında konuşmadıklarını belirten Yavuz, yeğeninin tehdit edildiğine ilişkin kendisine bir bilgi ulaşmadığını söyledi.
Yavuz, olaydan ilk olarak Gökçe’nin hastaneye kaldırıldığı söylenerek haberdar edildiğini anlattı:
“Baştan kötü bir olay olduğunu söylemediler. Hastaneye kaldırıldığını söylediler. O şekilde gittim de bu olayın bu şekilde cereyan ettiğini öğrendik.”
Cinayetin nasıl işlendiğine ilişkin bütün ayrıntıları kendilerinin de bilmediğini belirtti.

GÖKÇE İÇİN KARACABEY’DE ADALET YÜRÜYÜŞÜ
Bu yıl Farabi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Sağlık Hizmetleri Alanından mezun olan ve iş arayan Gökçe’nin, ailenin üç kız çocuğunun en küçüğü olduğu öğrenildi.
Cenazesi, Bursa Adli Tıp Kurumundaki otopsi işlemlerinin ardından ailesine teslim edildi. Uluabatlı Hasan Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.
Gökçe için 5 Ekim 2026’da Karacabey’de yürüyüş düzenlendi. Ellerinde Türk bayrakları ve Gökçe’nin fotoğraflarıyla yürüyen vatandaşlar, “Gökçeler ölmesin” sloganları atarak kadın cinayetlerine tepki gösterdi.
Gökçe’den geriye mutlu günlerinde çekilmiş videoları kaldı. Spor ayakkabıları ise cenaze evinin kapısının önüne konuldu.
