MUHAMMET YİĞİTOĞLU /KONYA
Toplantıda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Konya Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırılarının kabul edilemez olduğunu belirterek, “Suriye’de barışın, istikrarın ve devlet düzeninin yeniden tesis edilmesini son derece önemsiyoruz. Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması vazgeçilmezdir. Hükümetimizin bu doğrultuda izleyeceği politikayı ve atacağı adımları destekliyoruz” dedi.
Türkiye ekonomisinin gelecek üç yıllık yol haritasını ortaya koyacak 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Programı’nın eylül ayının ilk haftasında açıklanmasının beklendiğini belirten Öztürk, programın temel makroekonomik hedeflerin yanı sıra iş ve yatırım ortamını doğrudan etkileyen politika ve tedbirleri de kapsayacağını ifade etti. Öztürk, bu süreçte iş dünyasının beklenti ve taleplerini ekonomi yönetimine ve TOBB’a ilettiklerini de kaydetti.
Mevcut Orta Vadeli Program hedeflerinin gerçekleşme düzeyini değerlendiren Öztürk, istihdam, ihracat ve kişi başına gelir hedeflerinde olumlu bir görünüm oluştuğunu, büyüme ve cari dengede kısmi ilerleme sağlandığını, enflasyon ve dış ticaret dengesinde ise belirgin sapmalar yaşandığını söyledi.
Yeni programdan reel sektörün temel beklentilerini paylaşan Öztürk, şunları kaydetti:
“Reel sektörün temel beklentisinin fiyat istikrarının sağlanması, enflasyonun hedeflenen rakamlara ve nihayetinde tek haneye düşürülmesi, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir büyüme ortamının oluşturulması, istihdamın artırılması, iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi ve yapısal reformlara öncelik verilmesi olduğunu bir kez daha vurgulamak isteriz.
KOBİ’ler öncelikli olmak üzere reel sektörün finansmana erişiminin kolaylaştırılması, emek yoğun sektörlere ek destekler verilmesi, ülkemizin üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesinin korunması, işgücü piyasasında ve mesleki eğitimde reform yapılması, artan korumacılık ve küresel ticaret savaşları döneminde yerli sanayimizin korunması ve rekabet gücünün artırılması bizim açımızdan öncelikli konulardır.”
Enflasyonla mücadele sürdürülürken reel sektörün ve üretim gücünün korunmasını sağlayacak dengeli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Öztürk, yatırım ve ihracatı destekleyen finansman modellerinin devreye alınmasının, döviz kuru ile enflasyon arasındaki dengesizliğin giderilmesinin ve kamu ile özel sektör arasında güçlü bir iş birliği kurulmasının programın başarısını artıracağını söyledi.
OVP kapsamında reel sektörün finansman ihtiyacının ayrı bir öncelikle ele alınması gerektiğini belirten Öztürk, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının son kararına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlama kararını, piyasa fonlama maliyetini 3 puan aşağı çekmesi ve finansal piyasalardaki normalleşme sürecini desteklemesi bakımından olumlu değerlendiriyoruz. Bankalar ve katılım bankaları, bu normalleşme adımını vakit kaybetmeden ticari kredi ve finansman maliyetlerine yansıtmalıdır. Politika faizi ile kredi faizleri arasındaki yüksek fark, reel sektörümüzün taşıma sınırlarını zorlamaktadır. Yüksek kredi maliyetleri, daralan limitler ve ağır teminat şartları üretimi, yatırımı ve ticareti ciddi biçimde baskılamaktadır. Merkez Bankamızdan özellikle KOBİ kredilerinin büyüme sınırlamalarının dışında tutulmasını, ihracatçılarımıza sağlanan reeskont kredilerindeki döviz dönüşüm desteğinin artırılmasını ve reel sektörü destekleyecek finansman imkânlarının genişletilmesini bekliyoruz.” Öztürk, toplantıya katkı sağlayan Meclis Üyelerine teşekkür ederek alınan kararların Konya’ya, Oda üyelerine ve iş dünyasına hayırlı olmasını diledi.
“Yeni OVP reel sektörün temel beklentilerine cevap vermeli”
“Normalleşme adımı ticari kredi ve finansman maliyetlerine yansıtılmalı”