Uluslararası sermaye piyasalarında sabit getirili menkul kıymetlere yönelik gözlenen küresel elden çıkarma trendi, İngiltere borç yönetimi üzerinde ağır bir faiz baskısı oluşturuyor. Yaklaşan bütçe takvimi öncesinde piyasalarda oluşan bu yüksek faiz iklimi, hazinenin uzun vadeli fonlama programlarını doğrudan maliyet kıskacına alıyor.
Uluslararası piyasalarda ABD Hazine tahvillerinin yön tayin ettiği bu dönemde, Avrupa genelinde yükselen doğal gaz ve ham petrol fiyatları enflasyonist kaygıları yeniden alevlendiriyor. Enerji maliyetlerindeki bu yukarı yönlü hareket, merkez bankalarının sıkı para politikalarını daha uzun süre koruyacağı beklentisini beslerken, kurumsal fonların küresel ölçekte tahvil kontratlarını elden çıkarmasına yol açıyor. Londra merkezli finans pazarında yaşanan bu sermaye çıkışı, ikincil piyasada tahvil fiyatlarını aşağı çekerken, 30 yıllık vadede faizlerin hızlı bir biçimde %5.847 seviyesine yükselmesine neden oluyor ve arz-talep dengesini hazinenin aleyhine bozuyor.
Londra pazarındaki bu sert fiyatlamanın arkasında, İngiltere’nin karşı karşıya olduğu iki kronik yapısal sorun yer alıyor. Birincisi, hükümetin harcama taahhütlerini karşılamak adına önümüzdeki dönemde piyasaya daha fazla borç senedi ihraç edeceği beklentisi arz baskısını artırıyor. İkincisi ise yapışkan enflasyon kaygılarının orta vadede nakit akışlarının reel değerini eriteceği korkusu, kurumsal fonları risk primi olarak daha yüksek bir vade farkı talep etmeye zorluyor. Yatırımcıların uzun vadeli yükümlülük altına girmekten kaçınması, ihraç süreçlerinde talep yetersizliği riskini beraberinde getiriyor.
Uzun vadeli borçlanma enstrümanlarındaki bu yukarı yönlü kırılma, İngiltere’nin borç döndürme ve faiz ödeme yükümlülüklerini doğrudan ağırlaştıran tehlikeli bir süreci tetikliyor. Fonlama maliyetlerinin %5.84 eşiğini zorlaması, genel bütçe içinde faiz harcamalarına ayrılacak payı büyüterek ekonomi yönetiminin altyapı ve kamu harcamalarındaki hareket alanını daraltıyor. Yüksek faiz yükünün bütçe açığını daha da büyüterek yeni borçlanma ihtiyaçları doğurması, piyasaları sinsi bir borç sarmalı riskiyle karşı karşıya bırakıyor. Küresel oynaklığın sürdüğü bu konjonktürde, ikincil piyasadaki bu dengesizlik önümüzdeki dönemde hazinenin yapacağı uzun vadeli borçlanma ihalelerinin maliyetini doğrudan tayin edecek en hassas parametre olarak izleniyor.
Enerji şokları ve küresel satış dalgası İngiltere’yi vuruyor
Mali genişleme beklentisi yatırımcı talebini baltalıyor
Borç sarmalı bütçe üzerindeki mali baskıyı artırıyor