İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü “fon soruşturması”, 9 Eylül’de Tera Yatırım’ın Pusula Grubu paylarını devralma kararıyla gündeme geldi. Soruşturma kapsamında Muhammed Yarız ve Altunç Kumova’nın da aralarında olduğu dört kişi tutuklanırken, 51 şüpheliye yurt dışı çıkış yasağı getirildi.
Süreçte Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) yedi şirkete ait 131 fonu işleme kapatıp tasfiye kararı alırken, son operasyonda aralarında Serdar Turhan, Emre Tezmen, Emre Alkin ve Kerem Alkin’in de bulunduğu şirket yöneticileri gözaltına alındı.
Hazine eski Müsteşarı ve iktisatçı Dr. Mahfi Eğilmez, “Kendime Yazılar” adlı bloğunda yayımladığı “Fon Krizinin Faturasını Kim Ödeyecek?” başlıklı yazısında son günlerde yatırım fonları etrafında yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.
Yaşananların sadece birkaç fonun ya da yatırımcının meselesi sayılamayacağını belirten Eğilmez, yazısında “Son dönemde yatırım fonları etrafında yaşananlar, yalnızca birkaç fonun veya yatırımcının hikâyesi olarak görülmemeli. Asıl tartışılması gereken soru şu: Ortaya çıkan zararın faturasını kim ödeyecek? Henüz bütün hukuki süreçler tamamlanmış değil. Bu nedenle yaşananları kesinleşmiş bir ‘Ponzi sistemi’ olarak nitelemek doğru olmaz. Ancak olağanüstü getiriler, düşük likiditeli varlıklar ve bunların yarattığı fiyat hareketleri, Ponzi benzeri mekanizmaların nasıl oluşabildiği sorusunu yeniden gündeme getiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Süreçte üç farklı kesimin rolünün irdelenmesi gerektiğini ifade eden Eğilmez, sistemi tasarlayanlar ile denetim ayağına ilişkin şöyle devam etti:
“İlk olarak, eğer gerçekten kurallara aykırı bir düzenek kurulmuşsa, bunu tasarlayan ve işletenlerin sorumluluğu var. Yüksek getiri tek başına suç değildir. Ancak olağanüstü getirinin kaynağı açıklanamıyorsa, varlıkların gerçek değeri tartışmalıysa veya yatırımcıya riskler doğru anlatılmıyorsa ortada ciddi bir sorun vardır. İkinci olarak, kamu otoritesinin sorumluluğu tartışılmalı. Yatırımcının her fonun portföyünü, ilişkili şirketlerini, hisse likiditesini ve değerleme yöntemlerini kendisinin araştırması beklenemez. Zaten bunun için düzenleyici kurumlar vardır. Nitekim SPK, bazı fonların 2025’in sonlarından itibaren düşük fiili dolaşıma sahip hisselerde temel ekonomik büyüklüklerle açıklanamayan fiyat hareketlerine yol açtığının gözlemlendiğini açıkladı. O halde şu soru da sorulmalı: Sorun daha önce görülmüşse, neden daha erken ve daha etkili müdahale edilmedi?”
Yatırımcının aldığı risk ile kandırılma hali arasındaki çizgiye de dikkat çeken iktisatçı, “Üçüncü olarak, yatırımcının da sorumluluğu var. Yatırım yapan kişi elbette risk alır. Finans piyasalarının en eski derslerinden biri şudur: Olağanüstü getiri, genellikle olağanüstü risk demektir. Ancak burada da önemli bir ayrım var. Yüksek risk almak ile kandırılmak aynı şey değildir.” ifadelerini kullandı.
Asıl adaletsizliğin sürece hiç dahil olmayan geniş halk kesimleri üzerinde doğabileceğine işaret eden Eğilmez, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Asıl gözden kaçan grup ise bu işlere hiç girmeyenler. Parasını yatıracak birikimi olmayanlar ve parasını yüksek getirinin cazibesine kapılmadan daha düşük getirili, daha sağlam yatırım araçlarında tutanlar. Bu insanlar yüksek getiri beklentisinin sağladığı hiçbir avantajdan yararlanmadılar. Fakat ortaya çıkan zarar kamu kaynaklarıyla veya finansal sistem üzerinden bütün topluma yayılırsa, zararın bir bölümünü onlar da üstlenmiş olacak. İşte asıl adalet tartışması burada başlıyor: Bir kişi yüksek getiri umuduyla yüksek risk aldı, başka bir kişi ise aynı riski almak istemedi. Risk alanın zararı bütün topluma yayılıyorsa, risk almayanın bu faturayı ödemesi niçin gereksin?”
Risk ile sorumluluk arasındaki bağın koparılmaması gerektiğinin altını çizen Eğilmez, sözlerini “Finansal piyasalarda temel ilke aslında çok nettir: Kazancın sahibi kazancını, riskin sahibi de riskini üstlenmeli. Aksi halde yalnızca bir fon krizini değil, çok daha önemli bir şeyi kaybederiz: Risk ile sorumluluk arasındaki bağı.” uyarısıyla tamamladı.
Eğilmez yazdı: Faturayı kim ödeyecek?
“Üç ayrı aktörün sorumluluğu sorgulanmalı”
“Risk almayanın bu faturayı ödemesi niçin gereksin?”