DERYA KARAYAĞIZ TAHMAZ
Türkiye’nin deprem gerçeği ve yapı güvenliği ihtiyacı inşaat sektöründe yeni yaklaşımları beraberinde getirmeye başladı. Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA), “Geleceği Çelikle Kurmak: Afete Dirençli, Sürdürülebilir, İnşaatta Endüstriyelleşen Türkiye” başlıklı toplantısında Türkiye’nin yapılaşma anlayışında köklü bir dönüşüm için harekete geçtiklerini duyurdu. Ülkemizin deprem kuşağında yer almasına ve dünyanın önde gelen çelik üreticilerinden biri olmasına rağmen yapı stokundaki çelik payının hâlâ yüzde 3 ila 5 seviyelerinde olduğuna dikkat çeken dernek, yapı stokunda çeliğin payının 5 yıl içinde en az yüzde 15’e çıkarılmasını stratejik hedef olarak açıkladı.
TUCSA Yönetim Kurulu Başkanı Selami Gürel, derneğin yeni dönem vizyonuna ilişkin değerlendirmesinde, 34 yıllık kurumsal birikimin değişim ve dönüşüm hedefleriyle yeni bir aşamaya taşındığını vurguladı. “Deprem gerçeğiyle yaşayan, güçlü bir çelik üretim altyapısına ve mühendislik birikimine sahip ülkemizin bu imkânları yapı güvenliği için daha etkin kullanması gerekiyor. Mevcut alışkanlıklarla geleceğin ihtiyaçlarına cevap veremeyiz” diyen Gürel, “TUCSA olarak tecrübemizi yeni bir dönüşüm iradesiyle birleştiriyor; kamu, sanayi, mühendislik ve yatırım dünyasını ortak bir hedef etrafında buluşmaya çağırıyoruz. Amacımız yalnızca daha fazla çelik yapı üretmek değil, daha güvenli, sürdürülebilir ve rekabetçi bir Türkiye’nin inşasına katkıda bulunmak. Güvenli yapı bir marka veya malzeme tercihi değil, bir sistem meselesidir” diye konuştu.
Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melih Şimşek ise Türkiye’de yapı stokunda çeliğin payını önümüzdeki beş yıl içinde en az yüzde 15’e çıkarmayı hedeflediklerini açıkladı. Şimşek; okul, hastane gibi kamusal yapılarda, kentsel dönüşümde ve konut sektöründe yapısal çeliğin daha yaygın kullanımının önemine dikkat çekerek, “Türkiye’nin yerli ve millî çelik üretim gücü, sanayi kapasitesi ve mühendislik birikimi, yapı sektöründe çok daha ileri bir noktaya ulaşmamız için önemli bir potansiyel sunuyor” dedi.
Bir yılda 500 bin konut üretebilmek için 3,5 milyon ton yapısal çeliğe, 120 bin kişilik insan kaynağına ve 20 bin metrekare büyüklüğünde 135 fabrikaya ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Şimşek, “Bu fabrika alanı, 10 otomobil fabrikasının kapalı alanına denk geliyor. Türkiye’nin 50 milyon tonluk çelik üretim kapasitesi, bu hedefin ölçeklendirilmesi için önemli bir potansiyel sunuyor. 2023 verilerine göre 3,5 milyon işsizin bulunduğu ülkemizde, bu modelin istihdam açısından da önemli bir fırsat yaratabileceğini düşünüyoruz. Üç yılda 1 milyon modüler çelik konut üretmemiz mümkün. Üretim alışkanlıklarımızı değiştirip modüler çelik yapı endüstrilerini kurduğumuzda, mevcut kaynaklarımızı ve tercihlerimizi dönüştürerek depreme dirençli yapılara kavuşabilir, aynı zamanda ihraç edilebilir yepyeni bir endüstri kurabiliriz” ifadelerini kullandı.
Yapısal çelik; hafif, dayanıklı, hızlı ve fabrika ortamında kontrollü üretime uygun yapısı ile geri dönüştürülebilirliği sayesinde yapı üretiminde güçlü bir seçenek olarak öne çıkarken yapılarda yaklaşık yüzde 5-10 net alan kazanımı sağlayabiliyor. Türkiye, 2025’te 38,1 milyon ton ham çelik üretimiyle dünyanın 7’nci, Avrupa’nın 2’nci en büyük üreticisi konumunda yer alıyor. TUCSA üyelerinin yıllık çelik konstrüksiyon üretim kapasitesi yaklaşık 750 bin ton, yıllık ihracatı ise yaklaşık 450 bin ton seviyesinde bulunuyor. TUCSA, bu üretim gücünün yüksek katma değerli yapısal çelik sistemlerine, modüler yapılara ve tamamlanmış yapı ihracatına dönüştürülmesini hedefliyor.
“Değişim artık ertelenemez”
“Üç yılda 1 milyon konut üretebiliriz”
Türkiye dünyanın 7. büyük çelik üreticisi