Türkiye’nin gıda ve ihracat potansiyelini küresel satın almacılarla buluşturan F İstanbul, beşinci yılında hem katılımcı hem de ziyaretçi sayısında önemli bir büyüklüğe ulaştı. SO Fuar İcra Kurulu Üyesi Alaaddin Orhan, fuarın Türkiye’nin üretim gücünü doğrudan uluslararası satın almacıların masasına taşıyan önemli bir ticaret platformuna dönüştüğünü söyledi.
F İstanbul’un yalnızca birkaç günlük bir organizasyon olmadığını, aylar süren hazırlıkların ardından kurulan büyük bir ihracat köprüsü olduğunu vurgulayan Orhan, fuarcılık sektöründe artık metrekare büyüklüğünden çok yaratılan ticari katma değerin önem taşıdığını ifade etti.
İstanbul’da bu yıl yoğun ve ticari açıdan verimli bir fuar dönemini geride bıraktıklarını belirten Alaaddin Orhan, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Gerçekten de oldukça temposu yüksek, hareketli ve ticari verimliliği son derece tatmin edici bir organizasyonu daha geride bıraktık. Bizim için F İstanbul, yalnızca birkaç güne sıkışmış bir etkinlik değil; aylardır hazırlığı süren devasa bir ihracat köprüsü.
2022’de 3 salonda 268 katılımcıyla başlayan bu serüvenimizin 5’inci yılında; 6 salonda, 60 bin metrekarelik devasa bir alanda 700’e yakın katılımcıya ulaşmış olmasını görmek bizim için büyük bir gurur. Bu yıl 100’den fazla ülkeden 15 binin üzerinde profesyonel ziyaretçiyi ağırladık.
Açılışa iki gün kala patlak veren bölgesel krizlerden olumsuz etkilendiğimiz geçmiş yılların aksine, bu yıl Orta Doğu, Afrika, BDT ve Avrupa’dan hedeflediğimiz tüm alıcı gruplarını ve ülke pavyonlarını eksiksiz sahada gördük. Kısacası, Türkiye’nin üretim gücünü doğrudan küresel satın almacıların masasına taşıdığımız, hedeflediğimiz ivmeyi yakaladığımız çok başarılı bir fuar dönemini tamamladık.”
Türkiye’nin kapalı fuar alanı kapasitesinde Avrupa’da altıncı, dünyada ise 10’uncu sırada bulunduğunu hatırlatan Orhan, bundan sonraki dönemde nicelikten çok niteliğe odaklanılması gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin önemli bir altyapı avantajına sahip olduğunu belirten Orhan, şöyle devam etti:
“Yaklaşık 767 bin metrekarelik kapalı alan kapasitemiz, İstanbul’un lojistik ve ulaşım gücüyle birleştiğinde devasa bir potansiyel doğuruyor. Ancak küresel fuarcılık liginde alan büyüklüğü tek başına bir kriter değil; esas belirleyici olan yarattığınız markanın uluslararası gücü ve ürettiği ticari katma değerdir.
Bizim önümüzdeki 5-10 yıllık stratejik hedefimiz, daha fazla sayıda organizasyon yapmak değil; kendi alanında küresel referans kabul edilen ihtisas fuarları inşa etmek olmalı. Türkiye artık yalnızca stant kiralanan bir alan değil, uluslararası satın almacıların takvimine giren bir ticaret üssü olarak konumlanmalı. Bunun yolu da nitelikli B2B eşleştirmelerden, güçlü dijital altyapılardan ve katılımcıya sağlanan somut ihracat çıktılarından geçiyor.”
Fuarların yalnızca katılımcı şirketlere değil, şehir ekonomisinden hizmet sektörüne kadar geniş bir ekosisteme katkı sağladığını vurgulayan Orhan, 2025 verilerine dikkat çekti.
“Fuarlar, buzdağının görünmeyen yüzüyle devasa bir ekosistemi besleyen ekonomik motorlardır. UFI ve Oxford Economics verilerine göre, 2025 yılında Türkiye’de gerçekleşen 456 fuar tam 15,2 milyar avroluk bir toplam ekonomik çıktı yarattı ve 135 bin 700 kişilik istihdamı destekledi. Doğrudan harcama tutarı ise 7,5 milyar avroya ulaştı.
İstanbul’a getirdiğimiz her nitelikli yabancı alıcı; konaklamadan ulaşıma, yeme-içmeden şehir içi harcamalarına kadar geniş bir hizmet zincirini harekete geçiriyor. F İstanbul özelinde baktığımızda, 100’den fazla ülkeden getirdiğimiz 15 binin üzerindeki profesyonel ziyaretçi, sadece gıda ve ambalaj sektörüne değil, doğrudan kentin tüm hizmet ekonomisine ölçülebilir bir katma değer sunuyor.”
F İstanbul’un sektörde “Marketlerin Marketi” olarak anılmasının temelinde güçlü B2B yapısının bulunduğunu ifade eden Orhan, klasik fuarcılık anlayışının değiştiğini söyledi.
“Klasik ‘stant gezme ve kartvizit toplama’ fuarcılığı artık geride kaldı. Biz ticari görüşme sürecini fuar kapıları açılmadan haftalar önce dijital ortamda başlatıyoruz. Katılımcılarımız ve global satın almacılar özel dijital altyapımız üzerinden eşleşiyor, ürünleri inceliyor ve randevularını netleştiriyor. Fuar alanında ise kurduğumuz 3 ayrı B2B alanında ve Buyers Lounge bölümlerinde yüz yüze masaya oturuyorlar.
Bu yıl 22’yi aşkın ülkeden 50’den fazla küresel zincir marketin; Nesto, Lulu, Mydin, Magnit, Spar, Othaim, Bravo ve El Dorado gibi markaların satın alma karar vericilerini ağırladık. Üreticilerimiz, doğrudan yabancı bir zincirin rafına neyin gireceğine karar veren tepe yöneticilerle birebir pazarlık yapma imkânı buldu.”
Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek ihracatının 27,8 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu belirten Orhan, sürdürülebilir ihracat büyümesinin yeni pazarlara ulaşmaktan geçtiğini ifade etti.
“Türk gıda sektörünün üretim kapasitesi çok yüksek ancak bunun sürdürülebilir ihracata dönüşmesi yeni pazarlar bulmaktan geçiyor. F İstanbul tam bu noktada köprü görevi görüyor.
Özellikle stratejik pazarlarımızda bu yıl çok güçlü bir varlığımız vardı. Özbekistan fuarımıza bakanlık düzeyinde heyet ve 70 firma ile katılarak çok önemli bir çıkarma yaptı. En büyük ihracat pazarlarımızdan Irak ve Suriye ülke katılımlarıyla yer alırken; Kırgızistan, Mısır, Çin, Hindistan, Bulgaristan, El Salvador ve İran gibi ülkeler stantlarıyla yerlerini aldı.
Ayrıca Kuzey Afrika, BDT ülkeleri, Körfez bölgesi ve Sahra Altı Afrika’dan gelen yoğun profesyonel alıcı kitlesi, Türk üreticisinin pazar çeşitliliğini doğrudan artırdı.”
Katma değerli ihracatta ambalaj teknolojilerinin kritik rol oynadığını belirten Orhan, fuarın bu yıl üretim zincirinin farklı halkalarını aynı çatı altında buluşturduğunu söyledi.
“Katma değerli ihracatın yolu, ürünün lezzeti veya kalitesi kadar onun sunumu, raf ömrü ve ambalaj teknolojisinden geçer. Bu yıl 5’inci salonumuzu tamamen ambalaj ürünleri ve ambalajlama teknolojilerine ayırdık. 6’ncı ve 7’nci salonlarımızda ise gıda işleme endüstrisi ve ambalaj-paketleme sektörüne yer verdik.
Bir gıda üreticisi F İstanbul’a geldiğinde yalnızca nihai ürününü sergilemekle kalmıyor; üretim hatlarını modernize edecek makineyi, ürününü koruyacak ileri ambalaj teknolojisini ve global pazarlara uygun paketleme çözümlerini de aynı çatı altında bulabiliyor. Tedarik zincirinin tüm halkalarını kapsamak fuarımızın ticari verimliliğini katlayarak artırıyor.”
Geleceğin fuarcılığında dijitalleşmenin yüz yüze ticareti ortadan kaldırmayacağını, aksine daha verimli hale getireceğini ifade eden Orhan, F İstanbul’un gelecek vizyonunu da anlattı:
“Geleceğin fuarcılığında başarı kriteri ‘kaç bin kişinin kapıdan girdiği’ değil, ‘kaç milyon dolarlık nitelikli iş bağlantısının kurulduğu’ olacak. Dijitalleşme, fiziksel fuarları ortadan kaldırmıyor; aksine yüz yüze görüşmelerin niteliğini artıran bir kaldıraç görevi görüyor.
F İstanbul için önümüzdeki döneme ilişkin temel vizyonumuz; Türkiye’yi gıda, ambalaj ve gıda teknolojileri alanında Avrasya, Orta Doğu ve Afrika üçgeninin tartışmasız en büyük B2B ticaret üssü haline getirmektir. ‘Sürekli Yeni İhracat Bağlantıları’ mottomuzla, Türk üreticilerini her yeni sezonda dünyanın yeni satın alıcılarıyla buluşturmaya devam edeceğiz.”
“Beş yılda 268 katılımcıdan 700 katılımcıya ulaştık”
“Türkiye ticaret üssü olarak konumlanmalı”
Fuarların ekonomiye 15,2 milyar avroluk katkısı var
“Klasik stant gezme dönemi geride kaldı”
Yeni pazarlara açılan ihracat köprüsü
Ambalaj ve teknoloji katma değeri artırıyor
“Önemli olan kaç kişinin geldiği değil”